Uzuncaburç, Mersin’e bağlı Silifke ilçesinin 30 km. kuzeyinde, 1200 rakımlı Toros platolarında yer alan, tarihi ve doğal güzelliklere sahip şirin bir kasaba. Ulaşım, Silifke-Kırobası karayolu ile oluyor, arabasız gitmiş iseniz Silifke'den Uzuncaburç dolmuşlarına biniyorsunuz. Mesafenin yarım saat olduğunu belirteyim dağlara çıktıkça yanlış yeremi gidiyoruz düşüncesine kapılmayın :)
Bölgenin en eski yazılı tarihi, Hitit, Asur ve Babil krallıklarının tarihleri ile içiçe olduğu. Daha sonraları da sırasıyla, Hitit, Urartular, Asurlular, Babiller, Lidyalılar, Persler, Seleukoslar, Romalılar ve Bizanslılar hüküm sürmüş ki bunu da kalıntıların çokluğundan pek çok medeniyetin hüküm sürdüğünü anlıyorsunuz..
Uzuncaburç'a giderken yolun yarısında kalıntılar başlıyor. Araba veya motorsikletle gidecekseniz daha avantajlı olup her yerde resim çekebiliyorsunuz.
Uzuncaburç kasabası tarihte tüm dünyanın ilgi merkezi olan Ura-Olba ve buranın dinsel yönetsel merkezi olan DIOCAESAREA antik kentine ev sahipliği yapmış. DIOCAESAREA başlangıçta zeus tapınağının varlığı nedeniyle, 4km. Doğuda bulunan ve tarihi bir yolla birbirine bağlanan Olba kentinin tapınma merkezi olarak geçiyor.
M.S. 72 yılında İmparator Vespasianus zamanında DIOCAESAREA Tanrı İmparator Kenti adıyla bağımsız bir site devleti durumuna getirilmiş. Yeni Roma kenti kısa sürede gelişmiş. Yaklaşık 12 dönümlük bir yerleşim alanı sur ve koruma burçlarıyla çevrilip, sütunlu caddeler, şans tapınağı, tiyatro, spor salonu, çeşme gibi hala görkemini koruyan binalar inşa etmişler.
Tabeladan tarihini okuduktan sonra sırasıyla gezmeye başlıyoruz. Yerleşim resimlerde de göreceğiniz üzere devam ediyor..
Tören Kapısı: Sütunlu cadde ile aynı dönemden kalma Tören Kapısı her biri 1 m çapında ve 7m yüksekliğinde Korint başlıklı sütunlarla heybetli bir görüntüye sahip. Aslı 5 gözlü olan bu yapının yarısı yıkılmış olmasına rağmen hala ayakta.
İlgi çekiçi bir detayı da vereyim; Yağmur yağdığında ise sütunların üstündeki aslan figürünün gözünden sular akıyormuş..oldukça etkileyici...
Sütunlu cadde: Tiyatronun önünden geçen sütunlu cadde Zeus Tapınağı'nın yanında kent kapısından gelen diğer bir sütunlu cadde ile kesişiyor ve Şans Tapınağı'nda son buluyor. M.S. 1. yy'dan kalma Sütunlu Cadde'deki sütunların hepsi yıkılmış ve mimari parçalarının bir kısmı yok olmuş. Günümüze kadara gelebilen sütun ve başlıkları ise caddenin kenarlarında sergilenmektedir:
Zeus Tapınağı: Sütunlu Ana Cadde’ye bitişik , güneydeki avlu içinde bulunan sütun ormanı görümündeki 39.70m uzunluğunda ve 21.10 m enindeki tek sıra sütunlu görkemli yapıdır. Zeus Tapınağı’nın , önceden var olan Hitit Yağmur ve Fırtına Tanrısı Tarhunt tapınağının yerine yapıldığı düşünülmektedir.
İçeri yürüdüğümüzde kadın heykeli, lahitler ve zamanında renkli olduğu görülen lahit kapakları bulunuyor. İşlemeler oldukça yoğun ve dikkat çekici.

Şans Tapınağı: Şans tapınağına ait dikkat çeken yapı granit sütunlardır. Şu ana kadara görüntülerini izlediğimiz eserlerin yapımında kullanılan sütun ve köşeler, tamamen bu yöreye ait kayalardan kesilerek elde edilmiş olduğunu fakat bu sütunlarda kullanılan granitin ise bu yöreye ait olmadığı öğreniyoruz.
Kuzey Kapısı: Kentin sur duvarı üzerinde bulunan 1.50 m eninde, yüksekliği 12m'ye varan üç girişli dev kapı Diocaesarea’nın kuzeye açılan kapısı. İlk iki blok taşın üstündeki altı satırlık yazıttan, Roma İmparatoru Theodosiun’un oğulları Arcadius ile Honarius’un İ.S.395’lerde İstanbul (Konstantinopalis)’teki birlikte yönetimleri sırasında baştan sona kadar onarıldığı anlaşılıyor. Konsolları vaktiyle heykellerle süslenmiş olan bu koca kapıdan uzanan yol ana mezarlıktan geçtikten sonra Mara (Kırobası ) üzerinden Mut (Claudiopolis) ile Karaman (Laranda)’ya uzanıyormuş. Diocaesarea, Kuzey Kapısıyla İç Anadolu’ya açıldığı gibi Doğu Kapısıyla Ura (Olba ) ve canbazlı üzerinden Kızkalesi (Korykos)’a, Güney Kapısı ile de Keşlitürkmenli, İmamlı ve Demircili(İmbriogon) üzerinden Silifke (Seleukeia)’ya taş döşeli yollarla bağlanmış olmasından önemli bir kent olduğunu anlıyoruz.
Tiyatro: Tören kapısının yaklaşık 50m doğusunda , Sütunlu Ana Cadde’ye bitişik boşluğa yerleştirilmiş, iki bin seyirci kapasiteli, sahne binası dışında , tümüyle iyi korunmuş bir yapı. Bu gün çeşitli sanat etkinlikleri için hem yerli hem yabancılar tarafından kullanılıyor.
Müze alanından çıktıktan sonra ordaki halktandan da yol tarifini alarak Belediye binasının olduğu yöne doğru yürüyouz.. ilk durağımız...Bu arada yerdeki adının 'Fıstık' olduğunu öğrendiğimiz kedinin bu güzel havanın tadını yerde yuvarlanarak geçirmesini de fotograflamış oldum :)
Yüksek Burç /Uzun Burç: Giriş kapısı güneyde olan 22.30m yükseklikte 15.70m uzunlıukta ve12.50m genişlikteki beş katlı yapı , kentin en yüksek noktasında bulunuyor. Roma döneminde sur duvarlarına alınan burcun doğusundaki yerden 6.50m yükseklikte bulunan çıkartma kapı ,herhangi bir kuşatma sırasında dışarıyla bağlantı kurmaya yarıyormuş.
Antik sikkelerin üstünde kentin sembolü olan Uzun Burç bugün de beldenin adı olarak kalmış.
Burdan sonraki durağımız Antik Mezarlık tabelasını görüp devam ettiğimiz Antik Ana Mezarlık... Yolda yürürken vadinin tümünün mezarlık olduğunu görmek biraz ürkütücü oluyor..
Antik Ana Mezarlık: Genel olarak surun dışında kalan bütün alan mezarlık olarak kullanılmışsa da Ana Mezarlık , kentin yaklaşık 500m kuzeyindeki vadinin her iki yanında yer alıyor. Aynı mezarlık hem Roma ve hem de Bizans dönemlerinde kullanılmış. Bu alandaki kaya mezarların önemli bir kısmı aile mezarı biçimindedir. Kaya oyularak meydana getirilen küçük odacıkların tabanlarına kazılan mezar çukurlarını kaya kapaklar örtüyor.
Her oyuğun içine baktıkça aynı manzara ile karşılaşıyoruz aile mezarlıkları...
Açının biraz genişletilmiş hali ile vadide ki mezarların görüntüsü..
Asfalt yolda 1 km ye yakın mezarlar devam ediyor. Bu kadar yeter deyip dönüyoruz ve Olba kentine gidiyoruz.

Eve dönüş vakti yine geldi ayrılırken Kasabanın bünyesinde taşıdığı 3 farklı dokunun olduğuna aramızda anlaşıyoruz.
Bunlardan birincisi, Kasaba merkezinin 4 km doğusunda yer alan Olba antik kent merkezi. İkincisi, kasaba merkezinin 500 metre kuzeyinde yer alan DIOCAESAREA antik kentine ait kaya mezarlığı ve üçüncüsü, kasaba merkezinde, özellikle tapınakların bulunduğu DIOCAESAREA harabeleri.
Mersin taraflarına gelme imkanı bulmuşsanız uğramanızı tavsiye ederim..
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.