Hasankeyf / Batman

Gez-Gör - Güneydoğu Anadolu

Güneydoğu turumuzda özellikle son yıllarda hakettiği önemi kavuşan Ilısu Barajı projesinin durdurularak sular altında kalması engellenen Hasankeyf 'teyiz. Zaman boyutu değiştirdiğinizi hissettiren Hasankeyf Dicle nehri kıyısında kurulmuştur ve Batman İl merkezine 37 km. uzaklıktadır.

Hasankeyf'in ne zaman kurulduğu, şimdiye kadar karanlıkta kalmış, verilerin yeterli olmaması nedeniyle kuruluşu hakkındaki görüşler, bir ihtimal olmaktan öteye gidememiştir. Antik kent, sırası ile Emeviler ve Abbasiler döneminden sonra, Artukoğulları eline geçmiştir. Artuklular, Hasankeyf'e en parlak dönemini yaşattığı ve kalıntıların çoğu o döneme ait olduğu belirtiliyor. Turla gitmediyseniz size rehberlik edecek o kadar çok küçük rehber bulabilirsiniz ki verdikleri ayrıntılarıda çok şaşırtıcı bulacaksınız :)

KÖPRÜ: Köprünün üzerinde herhangi bir kitabe olmadığından kesin yapılış tarihi bilinmiyor. Köprünün Artukkular'a ait bir eser olduğunu ileri süren kaynaklar vardır.

BÜYÜK SARAY: Büyük ölçüde yıkılmış ve göçükler altında kalmış. Kuzeye, nehre bakan cephesi yuvarlak payandalarla desteklenmiştir. Yapının en önemli özelliği binadan bağımsız, giriş kapısının karşısında dikdörtgen bir kulenin yükseliyor olması.  Köprü ayaklarında olduğu gibi taşlar madeni kramplarla kenetlenmiştir. Bu özelliğinden dolayı dibindeki kasıtlı tahribata rağmen kule yıkılmamıştır.

EL-RIZK CAMİİ: Dicle Nehrinin doğusunda köprü ayağına yakın bir mevkide yer almaktadır. Kitabenin orta kısmında bitkisel süslemelerin içine Allah'ın doksan dokuz ismi yazılmıştır. Bu gün caminin asli yapımdan, sağlam olarak sadece minare kalmıştır. Minarenin üzerindeki süsler, Arapça Kufi yazılar hayranlık verecek kadar güzeldir. Minarenin en önemli özelliği de çift merdivenli olmasıdır.

Küçük  ama bir o kadarda bilmiş ufak rehberimiz Burhan'nın anlattığına göre bu leylek 6 yıldır hiç göç etmeden ordaymış ve gelen diğer leylekleride barındırmıyormuş..

Koç Cami: Kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Bu camide Mezopotamya ve Arap ülkelerinde ortaya çıkan ilk camilerin çizgileri görülmektedir Ayrıca burada İran geleneğinin kubbe-eyvan ikilisini bir araya getiren sentez de görülmektedir. Mihrap duvarı önündeki ince uzun dikdörtgen planlı bir ibadet yeri, doğudan batıya doğru uzanmaktadır. Çeşitli dönemlerde onarımlar geçiren bu eyvan duvarlarında her türlü taş kullanılmıştır.

KALE KAPISI: Üzerindeki kitabeden 820/1416 Eyyubi Sultan Süleyman tarafından yaptırıldığı anlaşılıyor. 580 yıldır ayakta kalabilen kapıda, dayandığı kayaların çökmesi nedeni ile tehlikeli çatlaklar oluşmuştur. Bu yıl restorasyon çalışmalarının başlatıldığını görüyoruz. Kapının ön cephesi kesme taşlardandır. İkinci kapı olarak bilinen iki kenarında iki aslan kabartması oyulmuş süslü taşlar bulunan kapı  8-10 yıl öncesinde yıkılmış. Yıkılan bu kapının bazı taşlarının Hasankeyf Kazıevi’nde koruma altında olduğunuz öğreniyoruz. 

Kalenin tepesine yakın yerdeki Muşarabiye denilen balkon gibi çıkmalar bulunmaktadır. Aslında mimari bir süs olarak görülen bu çıkmalar düşmanın üzerine kızgın yağ, ateş ve ok atılan yerdir. Bu kapının arkasında askerlerin nöbet tuttuğu Seyirdim denen yollar bulunmaktadır. Rampanın doğu kenarı ile birlikte buraya bağlantılı olan surlar, günümüzden yaklaşık 150 yıl önce yıkılmıştır. Basamaklı ve zikzak rampalı bu tepenin üzerinde Yüksek şehre ulaşılan noktada doğal şartlardan ötürü özelliğini yitirmiş kalenin dördüncü ve son kapısı bulunmaktadır.

600'e yaklaşık mağara bulunduğuda edinilen bilgiler arasına..artık yerleşik yaşam olmasada hala varmış gibi hissediyorsunuz..

KÜÇÜK SARAY: Kayalar aşağıdan itibaren saraya uygun bir şekilde yontulduğu için dev bir kule görünümünü arz etmektedir. Tarihi kaynaklardan 1328 yılında Eyyubi Muciruddin Muhammed tarafından yapıldığı anlaşılıyor. Kuzeye bakan cephedeki pencerenin üstünde iki aslan kabartması, bu kabartmaların ortasında da kufî levhalar yer almaktadır. Tarihi kayıtlardan sarayın duvarlarının göz alıcı bir şekilde süslendiği, altın harflerle yazılar yazıldığı anlaşılıyor. Ancak; bu yazılar tamamen silinmiş veya sökülmüştür.

Hasankeyf’teki birçok kubbe ve tonoz yapılarda olduğu gibi, bu sarayın tonozu da, bol harcın içine gömülmüş çanak-çömleklerden yapılmıştır. Bunun sebebi ses yalıtımı sağlayıp dışardaki sesi duyup içerdeki sesi dışarı vermemekmiş..

Genel Kareler

Vadinin devamında kaya mezarlar bulunuyor.

Kalenin bütünü doğal kayalardan oluşmuş olup, biri doğuda, diğeri de batıda olmak üzere iki merdivenli yol ile kaleye çıkılmaktadır.

Kesme taşlar ve niş işlemeler hala çok görkemli..

Kaleye su taşımak için Dicle nehrine inen biri açık diğeri gizli iki takviye yol yapılmıştır. 200’er basamaklı olan bu merdivenli yollar halen sağlam durmaktadır. Bu yollar kaleye su çıkarılamadığı dönemlerde bu merdivenli yollardan yararlanılarak Dicle’den su sağlanmak imiş.

Mağaraların içinde hala varlığını koruyan pulluk

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi